Tifüs Hastalığı ve Tedavisi

                     Tifüs ya da “ lekelihumma ”, çok yakın özellikteki bazı mikroplardan ileri gelen ve hemen hemen aynı belirtileri gösteren bir grup bulaşıcı hastalığın ortak adıdır. Bu hastalıkların etkeni, bakterilerden daha küçük olan ve “ riketsiya ” denen tek hücreli asalaklardır. Bu asalaklar hastalardan sağlıklı kişilere bit, pire, kene gibi böceklerle taşınır. Özellikle savaş ve kıtlık dönemlerinde tifüs grubu hastalıkların büyük salgınlara dönüşmesinde başlıca neden bu bulaşma yoludur. Çünkü sağlık ve temizlik gereklerinin yerine getirilemediği, insanların kalabalık yerlerde iç içe yaşadığı ve yeterince beslenemediği koşullarda bu eklem bacaklı taşıyıcılar hızla yayılır.

                   Tifüs grubu hastalıkların en yaygın örneği, vücut bitiyle taşınan “ Rickettsia Prowazekii ” nin yol açtığı döküntülü ya da salgın tifüstür. Bit vücutta dolaşırken dayanılmaz bir kaşıntı yapar; kaşınan yerlerde hafif sıyrıklar açılır ve bitin dışkısındaki mikroplar bu sıyrıklardan insana bulaşır.                                                                                                  Bir-iki haftalık kuluçka döneminden sonra, yani mikrop taşıyan bitin vücuda yerleşmesinden sonraki 15 gün içinde titreme, yüksek ateş, halsizlik ve şiddetli baş ağrısıyla hastalık birdenbire başlar. Ardından gözde kaşıntı ve yanma, burun kanaması, hafif bir öksürük ve vücudun hemen her yanına dağılmış kırmızımsı döküntüler belirir. 40 dereceye kadar yükselen ve yaklaşık iki hafta süren ateşin etkisiyle hastada dalgınlık, bilinç yitimi, sayıklama gibi belirtiler görülür. Hatta daha ağır olgularda hastalık kalp yetmezliğine yol açarak ölümle sonuçlanabilir.

Bu belirtileri gösteren ve üzerinde vücut biti bulunan kişilerde tifüs olasılığını araştırmak gerekir.Eğer hastanın kanında riketsiyalara karşı oluşmuş antikorlar varsa tanı kesindir. Ama günümüzde antibiyotik tedavisi ve iyi bir bakımla hastaların hemen hemen hepsi iyileşir. Gerçekten de antibiyotiklerin bulunması, daha bu yüzyılın başlarında bile korkunç salgınlara yol açan tifüste iyileşme şansını büyük ölçüde arttırmıştır. Ayrıca, hastaların sağlıklı kişilerden ayrı tutulması, hastalık taşıyıcı bitlerin yok edilmesi ve aşılama yoluyla hastalığın yayılması denetim altına alınabilir.                                                                                                                                                                                                                         16. yüzyıldan sonra, tifüse benzeyen birçok salgın kayıtlara geçmiştir. Ama bunların gerçek tifüs salgını olup olmadığı bilinemiyor. Çünkü, bazı belirtilerinin çok benzemesine karşılık tifüsün tifodan farklı bir hastalık olduğu ancak 1837’de kesin olarak saptanabilmiştir.                                                                                                                                                                              Tifüs grubunun öbür önemli hastalıkları, pireler aracılığıyla farelerden insana bulaşan fare tifüsü ya da yerleşik tifüs, gene fare ve sıçanlardan keneler aracılığıyla insana bulaşan çalılık tifüsü ya da çuçugamuşi hastalığı ve “ Kayalık Dağlar “ lekelihummasıdır. Salgın tifüste olduğu gibi bu hastalıkların tedavisinde de iyi bakım ve antibiyotik kullanımıyla olumlu sonuçlar alınır.

Be the first to comment

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*


Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.